KIZKARDEŞLİĞİ NEDİR ? NE İŞE YARAR ?

KIZKARDEŞLİĞİ NEDİR ? NE İŞE YARAR ?

Kızkardeşliği Nedir ? Bir konsept mi ? Bir Konseptten ötesi mi ? Gerçekten ne işe yarıyor ? Kadınlar ve sıkı dost olmak mı ? Kadınlar birbirini kıskanmaz mı ? Bu bir şaka olmalı. Ama değil! Peki nasıl ? 

Yukarıdaki tüm bu soruların cevaplarını bu yazıda bulacağınızı vadetmiyorum, çünkü kızkardeşliği yaşamadan anlamanız mümkün değil, deneyimle öğrenmelisiniz. Bununla birlikte size kızkardeşliğinin doğasını bir tık yaşatabilmeyi umuyorum bu mailde ve neden kızkardeşliği bu kadar önemli, mucizevi ve iyileştirici bir yapıya sahip ?     

Pek çoğunuzun kızkardeşliğini duyduğunu bile zannetmiyorum, ancak duyduysanız bu çok güzel bir başlangıç. Özellikle kadınsanız şahane! Erkekseniz de bu karınız ve çevrenizdeki kadınlara duyurmanız için şahane bir fırsat. Her halükarda hepimiz kazanacağız bu maili bitirdiğinizde. Çünkü kızkardeşliği ile sadece kadınlar kazanmıyor tüm bir toplum ve tüm doğa ve sürdürülebilirlik ve doğa kazanıyor. Şimdiye kadarki yaşam deneyiminizden hepiniz fark etmişsinizdir ki az ya da çok “doğa her zaman kazanır”. Bunu fark etmediyseniz de 99 depremini hatırlayın örneğin, ya da 2020 İzmir depremini, tsunamileri, her gün duyduğunuz kadın cinayetleri de size fikir verebilir çünkü onlar da doğanın kazanma biçiminin bir parçası. Evet söylediklerim biraz garip gelebilir ama bu GERÇEK. Gerçek şu ki, doğa her zaman dengeyi sağlamak üzerine kurulu bir düzendir. Bu düzen dengeyi sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapacaktır. Sistem o denli şefkatli ve zeki (zeka) ki sürekli limitsizliğin gerçekliği üzerine bizi yönlendirecektir. Bu düzenin yöneticisi biz olsak bizim minik zihinlerimiz olsa emin olun daha şu anki durumdan daha kötü durumda olur ve daha az şefkatli olurduk. Bu zeka bizim minik zihinlerimizin (egolarımızın) ve ruhlarımızın bağlı olduğu  ve canlı cansız her şeyin bağlı olduğu, kainatları yaratan onları yerinde bir nizam doğrultusunda tutan ve sürekli her şeyi nezaket, sabır ve şefkatle yönlendiren bir büyük zeka/intelligence. Buna bizim vahşi doğamız, büyük zeka, sevgi enerjisi, her şeyin ötesindeki nötr alan, kuantum alan vb. ne derseniz diyin o alanı anlatmaya hiç bir kelime ve FORM/ şekil yetmeyecektir. Basitçe ben O’na Allah diyorum. Çünkü böyle. Siz dilediğinizi demekte özgürsünüz. Kızkardeşliği konusunun Allah ile olan bağlantısına geçmeden önce, size bir hikaye anlatmak istiyorum.     

Yıllar önce bir kraliçe yaşarmış, sevdiği bir adam varmış ve bu kraliçe bekar ve çok güzelmiş buna rağmen sevdiği adama kavuşamıyormuş. Kraliçenin annesi ile ciddi sorunları varmış ve annesi halen hayatta olduğu için onun mürüvvetini görmek istiyormuş ancak kraliçenin seçtiği adayları asla beğenmiyormuş. Kraliçe artık annesini ikna edemeyeceğini anlayınca da sevdiği adamla dahi buluşmayı ve kavuşma fikrini aklından çıkarır olmuş. Bir nevi sevgi fikrine yabancılaşmış, değil sevgi hissini hissetmek sevgi onun için bir konsept bir fikir haline gelmiş ve artık o fikri bile önemsemez olmuş. Yüzü sürekli asıl bir şekilde şehrin sokaklarında dolaşırken bir kedi önünü kesmiş kraliçenin ve ona doğru bir bakış atmış, kraliçenin birden içindeki buzlar erimeye başlamış, anlamsızca bir şeyler hissetmeye başlayan kraliçe annesine gidip sokaktaki yabani bir kedi bile bana senden daha fazla şey hissettiriyor demiş. Annesi de neden şaşırıyorsun kızım sen hep başına buyruk bir kızdın, kadın olduğunda da bu başına buyrukluğundan ödün vermedin, kediyi kendine yakın görmüşsündür, demiş. O da senin gibi yabani işte anne sözü dinleyen kedi gördün mü ? Kraliçenin beyninde adeta şimşekler çakmış ve yabani ve vahşi mi ? diye düşünürken kendi içinden kendini sokaklara atıp yollara vurma isteği gelmiş, sanki vahşi bir at gibi, ya da o sokakta görüp ona havalı bir bakış atma cüretinde bulunan sokak kedisi gibi. Ne kadar sıradan bir hayat diye düşünmüş zihni, nasıl yani o bir kraliçeydi, babasının prensesiydi ve nasıl bu denli sıradan bir hayata razı olacaktı ? Vahşi doğa mı? diye ağzını buruşturarak olduğu yere çöküverdi. Daha az önce kendini yollara vurmak isteyen de kimdi, şu an olduğu yere enerjisizce çöken de kim ? diye düşünmekten kendini alamasa da. Toparlanıp annesine yine yenilmenin verdiği acı ile odayı bir hışımla terk etti. Anlam veremiyordu hislerine, bu da ne böyle tanımadığım bilmediğim hisler, yo yo yo sıradan bir hayata asla razı olamam annem resmen beni bir sıçan gibi ezer, ben bir kraliçeyim ve ağırlığımı korumalıyım diye bir saniye düşünüyor, ama düşünceleri o kadar hızlı değişiyordu ki diğer saniye de bu ne saçma bir düşünce bana ne annemden ben annemi önemsemiyorum ki diyordu. İçinde 2 parçaya bölündüğünü düşündü, daha da dehşete kapıldı.     

Allah Allah neler oluyordu bu zavallı kendine acıyan kraliçeye ? Sonra aynanın karşısına geçti ve kendine bir baktı, belki senelerdir bakmadığı kadar yakından gözlerinin içine doğru baktı ve orada derinlerde ağlayan bir kız çocuğu gördü. Sanki sevgiden uzakta gibi ama bir yandan da içi dans eden bir kız çocuğu. Korkuyla aynayı terk etti, panik ve terör hissediyor hislerine anlam veremiyordu, kendiyle yüzleşmeler yaşadığını anlaması uzun sürmedi. Yine de bu hisler çok yabancıydı ona, o bir kraliçe idi bunları hissetmemeliydi. Kendini hislere bıraktı ve bayıldı. Uyandığında bir odadaydı ama burası kendi odası değildi, çok geçmeden uyanmadığını ama uykuda bir rüyada olduğunu fark etti. Burası neresi diye sordu, çıkarın beni buradan, üzgünüm ama sizi çıkaramayız hanımefendi, eski hayatınızda bir kraliçe olarak çok fazla vakit geçirdiniz şimdi bizimle biraz burada kalmak zorundasınız ta ki kendiniz kraliçe zannetmeyi bırakana kadar. İçinde bulunduğu oda çok dardı, oraya sığamıyordu. Burası neresi diye sordu ? Ayaklarım ellerim başım sıkışıyor neden bu kadar dar bir yere geldik, oradaki hemşire kılıklı kadın burası sizin kalbiniz dedi. Kalbim mi ? Benim kalbim çok yücedir, bu kadar dar bir yer benim kalbim olamaz dedi. Maalesef düşündüğünüz kadar yüce gönüllü değilsiniz, ama olmak için büyük potansiyeliniz var dedi kadın ve birden yok oldu. Kraliçe, tüm bunlara anlam veremezken, kendini çok yalnız hissettiğini fark etti. Yalnız hissetti ama korkmadı, oysaki kendini yalnız hissettiğinde ağlardı. Ağlamadı. Kalbinin içinde olmak dar olsa da çok huzurluydu, yine içinden Allah Allah dedi, kalbinde dedikleri yankılandı. Tekrar Allah Allah neler oluyor demeye kalmadan bunlar da yankılandı. Alice harikalar diyarında gibi hissediyordu, birden gülmeye başladı olanlar ne kadar yabancı gelse de ona, çok hoşuna gitmişti, korku yoktu, sanki kendine doğru bir adım atmıştı da kendi de onu kucaklamıştı gibi bişeydi. Kalbim dedi sen ne güzel yermişsin böyle ben seni hiç görmemişim, neden ? diye sormak geldi içinden. Kalbi de ona çünkü beni boş bıraktın dedi. Boş bıraktıkça ben küçüldüm işe yaramaz oldum, sen başka diyarlara gittin zihninde orada bana benzer şeyler aradın ama bulamadın. Aslında beni arıyordun, şimdi buldun. Peki neden böyle yaptım ? Bilerek yapmadım inan. Kalp sessizleşti bence nedenini biliyorsun dedi. Kendine sor! Kraliçe düşündüyse de nedenini bulamadı ve uyanıverdi.    

Ah! Tam yerinde uyandım. Oysaki tam da buluyordum hakikati. Ama kendimi çok iyi hissediyorum kalbimi buldum ya bundan sonrası kolay dedi. Garip bir cesaret gelmişti ona. Zihni yeniden konuşmaya başlasa da o kalpte kalmayı seçti. Kendine inanamıyordu, bu bir uyanış gibiydi, kendini daha uyanık hissediyordu. Aman Allah’ım dedi, nasıl oldu bunca yıl uyudum kim bilir ben uyurken neler oldu ? Sadece 2 dk tık bir rüya görmüştü oysaki uyanmak için, bu nasıl mümkün olabiliyordu ve bir kedinin bakışı. Bunlar mı beni uyandırdı yani kör uykumdan diye düşündü. Enteresan buldu. Hemen annesini bulmak ve ondan özür dilemek istiyordu. Kendine inanamasa da bunu yapmak istiyordu, annesini buldu karşısına çıktı gözlerine baktı ama özür dileyemedi, annesi ona garip bir şekilde bakıyordu yine her zamanki gibi donuk soğuk ve bir rakip gibi. Kendine gel dedi cesaretini topladı ve annesine anne özür dilerim dedi. Annesi ne için özür diliyorsun benden dedi ve arkasını ona döndü. Kraliçe kızı, anne, bana bak lütfen ve özrümü kabul et dedi. Annesi, ne özrü anlamıyorum dedi. Kızı, ben bunca yıldır kayıp yaşadım seni yalnız bıraktığım için özür dilerim dedi. Annesi bunlar nasıl laflar anlamıyorum ama dedi sana bir haller olmuş her neyse tamam dedi ve odayı terk etti. Kız kafası karışık kalsa da kendini iyi hissediyordu. Ne kedinin ne annesinin ne de rüyanın ne de kalbinin onu uyandırmadığını biliyordu içten içe. Uyanışı onun elinde olarak olmamıştı, uyanışı doğal olarak olmuştu ve uyanışının annesi ve bir eş bulma çabası ile olan bağlantısını da anlayamadı ama tüm resmin birbirine bağlı parçalar olduğuna dair bir şeyler gördü. Tüm bunlar neden oluyor ? diye sormak geldi içinden. Çünkü, kontrolde değilim. Asıl kontrol panosunun arkasında ben durmuyorum. Ben tüm hayatımı kontrol edebilmek için kraliçe rolüne girmişim ve hiç bir şeyi kontrol edemez hale gelmişim dedi. Bu cevapların nerden geldiğini anlamadı ama normalde aklına gelmeyen bir çok düşünce ile başbaşaydı ve kendini iyi hissediyordu. Hatta bir kraliçe kadar güçlü belki de daha fazla. Kraliçenin ardındaki kendini gördü. Annesinin soğuk bakışlarının ardındaki kalbini gördü. Oysaki annesi ile ilişkisi çok güzeldi çocukken ne olmuştu da böyle olmuştu ? Ah düşüncelerim, annemle aramda duran şey düşüncelerim o benim annem ve ben onun hakkında düşünmekten onu da kendimi de hayatı da hissedemiyorum dedi.     Hayal kırıklığına uğramıştı kendi adına ama tüm puzzle tamamlanıyordu, bunun için sevinçliydi, annesini buldu ve ona kocaman sarıldı, annesinin ellerini yanaklarına koydu ve ona dedi ki sen benim annemsin ben senin kızınım ve biz birbirimizi seviyoruz ve aramıza kimse giremez. Sen benim kalbimdesin ben de senin. Annesi ağlamaya başladı. Yaşlı kadın neler olduğunu o an anlayamasa da, anladı! Kızı iyiydi. Kızı iyi ise o da iyi olabilirdi artık. End of story! yani hikayenin sonu arkadaşlar.    

Bu hikayeden neler gördünüz bilmiyorum neler aldınız neler hissettiniz onları da bilmiyorum, bana bir şeyler hissettiyseniz gördüyseniz ya da yorum yapmak isterseniz mailimden ulaşabilirsiniz. Hiç bir şey de görememiş olabilirsiniz. Benim kendi adıma aldığım en önemli şey şu ; biz birbirimizi korumak namına kendi kalbimizi kapatıyoruz ya da buna benzer şeyler yapıyoruz. Düşüncelerimize inanıp birbirimiz arasına mesafeler koyuyoruz, bunu bilinçlice yapmıyoruz çoğu zaman ama aramızda aslında limitsiz bir kainat varken yani sadece sevgi varken bu sevgiyi hissedemememiz bazen çok garip değil mi ? İşte benim için benim gördüğüm 21. yy kadını böyle bir şey, (eskiden de çok farklı değildi, eskiden psikolojik sorunu olan insanların kafasına çivilerle tedavi uygulandı düşünülürse evrim bizim insani ilişkilerimiz konusunda epey yavaş ilerliyor gibi görünüyor) …Bu bahsi geçen “Kadın” bazen saçını süpürge eden bir konsept, kadın kraliçe gibi sert duvar bir konsept, kadın bir anne gibi taş ve yumuşak kalpli bir konsept, bir rakip, kadın bir öge, her ne derseniz adına o ögenin. Kadın bunların hiç birisi değil arkadaşlar, kadın da erkek de canlı da cansız da 1, doğanın bir parçası. Nasıl ki doğa da o kuantum alanın bir parçası bu resim 1 bütün, hepimiz her hücre bu doğanın zekası ile yönlendiriliyoruz. Biz doğanın bir parçasıyız arkadaşlar, doğadan ayrı değiliz. Doğaya baktığınızda nasıl ki her şey durağan ve sıradan görünür ama mükemmeldir, tek bir kusur bile bulamazsınız, işte kendinize bakarsanız eğer ve herkese ve her seye tek bir kusur bile göremeden gözleriniz geri döner. Çünkü doğa mükemmeldir. Yavaş görünür ama en hızlı ve mükemmel nizamda çalışan makinedir. Her şey hareket halindedir ve hep yönlendirilirler, hem de her şey, hiç bir şey yoktur ki yönlendirilmesin. İşte buna biz de dahiliz.      

İşte kızkardeşliği kadınların doğal ortamıdır. Kızkardeşliği doğanızla baş başa diğer çiçeklerle birlikte oturabileceğiniz hatta, ölümüzle dirimizle tüm dualar ve niyetlerin birleştiği güzel niyetlerle oturduğumuz birlikte olduğumuz paylaşımlar yaptığımız ve bu birlikte güzel niyetlerle bir araya geldiğimiz ortamlarımızın daha da çiçeklendiği, herkesin kendi doğasına döndüğü ortamlardır. Büyük annelerimiz, anne annelerimiz babaannelerimiz ninelerimiz, teyzelerimiz büyüklerimiz hep kadın kadına bir araya geldiler. Çoğu köylerde komün halinde, bu o zamanlar kolaydı bazen, şimdi daha zor biz büyük şehirlere dağılmışken, işte kızkardeşliği şuan korona vesilesi ile online yaptığımız bir ortam. Nasıl ki herşey 1 dünyanın öbür ucundaki ruh parçaları (insanlar) da bizi bulsun ve bağlantıda kalalım diye bir destek komünitesi. Tek başına çiçeğinizi bırakın ve sulamayın, annesinden ayrı bırakın bir hayvanı, sonra nasıl performans sergilediğine bakın, sonra bir de annesinin yanına bırakın ya da bir çiçeği aynısını yapın performansına tekrar bakın. Bu çiçekten çiçeğe hayvandan hayvana insandan insana değişmeyen bir şey birlik güzellikleri çoğaltıyor, ancak bu her şey için geçerli değil aynı zamanda o çiçeğin hayvanın doğasına çok bağlı kimine birlik kimi zaman iyi gelmez kimine hiç iyi gelmez. Benim deneyimime göre kızkardeşlik kendini ona uygun hisseden kadınlar için çok doğal bir ortam. Kadın konuştukça kendini anlayan bir beyne sahip (Kadın Beyni kitabı, Iouann Brizendine). Kadına dair onlarca şey yazılabilir daha bu metni burada bitirirken, vahşi doğasını arayan tüm ruhlara kızkardeşlerime seslenmek istiyorum, doğanız tahmin ettiğinizden daha yakın bir yerde ve aramızda sadece düşünceler var. Bunu daha derinden görmek isterseniz bu Şubat 2021’de bize katılın. Eforsuz Yaşam Kızkardeşliği’nde buluşalım.  

Eforsuz Yaşam Okulu’nun bu oluşumu yaklaşık 5 senedir devam eden bir oluşum, bir senedir açmadığım bu programı tekrar sizinle deneyimlemek istedim. Burada doğanıza ve gerçekte kim olduğunuza davet ediliyorsunuz, olduğunuzu zannettiğiniz kişi olmaya meydan okuyarak kalbinizi dinleyin ve bu yöne çekilirseniz sizi tanımak ve bu yolda sade doğal güzel ilhamlandırıcı ve yaratıcı doğanızı fark ederken sizi desteklemek isterim, bana ulaşın : basari@denizturkcu.com Sevgi ile kalın, 
Deniz

 
KIZKARDEŞLİĞİ VE EFORSUZ YAŞAM NEDİR ? GERÇEKTEN NE İŞE YARAR ?
HATİCE’NİN EFORSUZ YAŞAM KIZKARDEŞLİĞİ DENEYİMİ VE HAYATININ TAMAMEN OLUMLU YÖNDE DEĞİŞİMİNİ İZLEYİN!
Eforsuz Yaşam Kızkardeşliği katılımcılarından Hatice’nin Referansını deneyimini dinleyebilirsiniz. 
Videoyu Gör




EFORSUZ YAŞAM KIZKARDEŞLİĞİ 1 ŞUBATTA BAŞLIYOR,
 22 OCAK İNDİRİMLİ ÖN KAYITLAR İÇİN SON GÜN 


Eforsuz Yaşam Kızkardeşliği Programına şimdi indirimli katılmak için : 
https://www.denizturkcu.com/urun/eforsuz-yasam-kizkardesligi/
Programı incelemek için : 
https://www.denizturkcu.com/eykk/
Benimle programın size uygunluğu konusunda görüşme planlamak için : 
https://denizturkcu.youcanbook.me
Yorum Yok

Yorum Gönder